GEBELİKTE YAPILAN TESTLER VE TAHLİLLER

HAMİLELİKTE (GEBELİKTE ) YAPILAN TESTLER VE TAHLİLLER
Hamileliğin başlangıcından sonuna kadar farklı dönemlerde çeşitli tahliller ve testler yapılmaktadır. Hatta bazı tahlillerin gebelikten önce çiftler hamileliğe karar verdiğinde yapılması daha uygundur. Bazı testlerin gebeliğin belirli haftalarında yapılması gerekir o haftalar dışında yapılamaz bu nedenle hamilelikte bu testler dikkatle takip edilmelidir, zamanları kaçırılmamalıdır. Gebelikte yapılan testlerin bir kısmı her gebede rutin olarak yapılır, bir kısım testlerde sadece bazı gebeliklerde belli durumlar oluştuğunda yapılır. Bu testlerin hepsi gebeliğin başından sonuna doğru yapıldığı haftalara göre sırasıyla aşağıda anlatılmaktadır.

İlk muayenede yapılan tahliller:
Bu testler çiftin doktora ilk başvurusunda yapılan tahlillerdir. En doğru olanı çiftlerin gebelik oluşmadan önce henüz gebeliğe karar verdiklerinde doktora başvurmaları ve bu görüşmede tahlillerin yapılmasıdır. Çünkü bu testlerde saptanabilecek bazı anormalliklere göre gebelik daha başlamadan önce önlemler alınabilir. Ancak çiftlerin çoğunluğu gebelik oluştuktan (adet gecikmesinden) sonra doktora başvurmaktadır. Bu ilk görülmede jinekolojik muayene ve ultrasonografi ile kadın genital organları değerlendirilir. Son 1 yıl içerisinde yapılmadıysa smear testi yapılmalıdır. Genel sistemik muayene de yapılabilir ve gerekirse anormallik varlığında ilgili branş uzmanına konsültasyon yapılabilir. İlk muayenede yapılan tahliller:
– Tam kan sayımı (Hemogram): Annede kansızlık (anemi) var mı araştırmak için.
– Anne ve baba kan grupları: Kan uyuşmazlığı saptanırsa önlem alınması için.
– Kan uyuşmazlığı varsa IDC (İndirekt Coombs testi)
– Tam idrar tetkiki (Gerekirse idrar kültürü)
– TSH : Annede guatr ve troid hormon bozukluğu varsa bebeği etkileyebilir, bozukluk saptanırsa dahiliye uzmanı tarafından tedavi gerektirir.
– Toxoplazma IGM ve IGG: Detaylı bilgi için tıklayın.
– Rubella IGM – IGG (Kızamıkçık testleri): Detaylı bilgi için tıklayın.
– CMV IGM ve IGG: Detaylı bilgi için tıklayın.
– Hepatit B için HBsAg ve AntiHBs testleri yapılır: Annede Hepatit B saptanırsa bebeğe bulaşmayı engellemek için doğumdan sonra bebeğe antikor iğnesi yapılır.
– HCV testi
– HIV (AIDS) testi
– Sfiliz (frengi) için VDRL testi rutin olarak şart değildir ama yapılabilir.
– Diabet açısından riskli hastalarda açlık kan şekeri
– Biyokimya (kolesterol, böbrek ve karaciğer testleri v.b) gebelikte rutin önerilen bir test değildir. Anne yaşı ileri ise veya sistemik bazı hastalıkları varsa yapılmalıdır.

11-14 haftalar arasında:
Gebeliğin 11. haftasından sonra ultrason muayenesinde bebeğin ense kalınlığı (NT) ölçülür ve ikili test (kan tahlili) yapılır. Bu tahlil 11-14 hafta arasında yapılabilir, 14. haftadan sonra yapılamaz. Bu test hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

16-20 haftalar arasında:
Bu haftalar arasında üçlü test (triple test) veya dörtlü test yapılır. Eğer bu test sonucu riskli gelirse amniosentez (bebekten su alınması) yapılarak daha ileri inceleme yapılabilir. Bu test hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

24-28 haftalar arasında:
– 50 gr glukoz yükleme testi (Şekerli su testi) 24-28 haftalar arasında yapılır. Bu test sonucu 140’dan yüksek gelirse 100 gr OGTT testi yapılır. Bu testler hakkında detaylı bilgi için tıklayın. Bu haftaları kaçırmış ve daha ileriki haftalarda gelen hastalarda açlık ve tokluk kan şekeri bakılarak da hastanın diabete yatkınlık durumu değerlendirilebilir.
– Anne baba arasında kan uyuşmazlığı varsa 28. haftada IDC (indirekt coombs testi) yapılır ve bu test negatif çıkarsa anne-bebek arasında kan uyuşmazlığına bağlı etkilenme olmadığını gösterir. Bu durumda kan uyuşmazlığı iğnesi yapılır. Etkilenme varsa (İndirekt coombs testi pozitif çıkarsa) daha ileri tetkiklerle bebekte etkilenmenin ne derecede olabileceği araştırılır. Bu konuda detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yukarıda anlatılanlar hemen hemen her gebede yapılan rutin tahlillerdir. Gebelikte oluşan bazı durumlarda ve bazı hastalıklarda yukarıdaki tahliller dışında başka tahlillerin de yapılması gerekebilir.

35-37 haftalar arasında:
Bu haftalar arasında annede Grup B Streptokok (bakteri) taraması önerilmektedir ancak ülkemizde henüz fazla yaygınlaşmamış bir uygulamadır. Bu konu hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Gebeliğin özellikle son haftalarında, bebeğin sıkıntıda olduğundan şüphe duyulan durumlarda ve gün aşımı (günün geçmesi) durumunda NST (non stres test) çekilir, NST hakkında detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Biyofizik profili de NST’ye ek olarak yapılan bebeğin durumunu değerlendirmeye yarayan başka bir testtir, detaylı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Bebek ile ilgili bazı riskli durumlar saptandığında ileri değerlendirme için yapılan bir test de doppler ultrasonografi ölçümüdür.

Rahim dönmesinin nedenleri

Rahim karın boşluğunda yer alan ve dik bir şekilde duran organdır. Rahmin şekli ters bir armuta da benzetilebilir. Rahim, ön mesaneye doğru eğik bir pozisyonda durmaktadır. Fakat bazı kadınlarda rahim arkaya doğru ve yatık pozisyonda yer alır. Bu duruma retrovert uterus yani rahim dönmesi veya ters rahim denir.

Bir kız bebek doğduğu andan itibaren rahmi belirli bir pozisyondadır ve bu pozisyon normal şartlar altında kızın hayatı son bulana kadar değişmez. Kadınların %85’inde rahimler öne doğru pozisyon alırlar. Rahmin öne doğru durması anatomik yapının bir biçimidir. Rahim dönmesi, doğumsal gelişimin tamamen öne doğru tamamlanamadığı anlarda görülür. Ancak bazı sebeplerden dolayı rahim dönerek ters bir duruş pozisyonuna gelebilir.

Rahim dönmesinin nedenleri

Vajinal doğum esnasında rahmin pozisyonunu değiştirmesi, rahim dönmesinin önemli nedenlerindendir. Bu durumun sebebi de rahmi yerinden öne yatık pozisyonda tutan kasların gebelik esnasında zorlanmasıyla rahmi ters pozisyona getirmesidir. Bu durum menopoz döneminde de yaşanabilir. Menopoz döneminde rahmi yerinde tutan doku ve bağlarda meydana gelebilecek bir gevşeme rahmi arkaya doğru iterek ters dönmesine neden olabilir.

Bir başka neden de, pelvis kaslarının içinde yer alan bazı hastalıkların rahmin geriye doğru itilmesine neden olmasıdır. Endometriozis bu hastalıkların başında yer alır. Tüplerdeki iltihaplanma ve cerrahi müdahaleler sonucunda meydana gelen yapışıklıklar da rahmin ters dönmesine yol açabilir. Rahmin ters durması normal bir anatomik durum kabul edilmemektedir.

Ters duran bir rahmin belirtileri nelerdir?

Cinsel birliktelik esnasında kadın ağrı duyabilir.
Kadın dönem dönem, kısa süreli bel ağrıları yaşayabilir.
İdrar yolu enfeksiyonları meydana gelebilir.
Tampon kullanılırken zorlanma yaşanır
Tüm bu belirtilerin dışında bazı kadınlarda rahim dönmesi hiçbir belirti vermeyebilir. Bu durum kadının rutin jinekolojik muayenesinde ortaya çıkabilir. Jinekolojik muayene tanısının yanında transvajinal ultrasonografi incelemesi de yapılarak kesin tanı konulur.

Rahim dönmesinin tedavisi

Rahim dönmesinde tedaviye gerek yoktur. Bazı durumlarda hekimler şiddetli geçen adet dönemi ve kasık ağrılarını önlemek için vajinal pesser uygulamasını deneyebilirler. Ancak bu uygulama kesin sonuç vermez. Ters bir şekilde duran rahim muayene ile normal konumuna alınamaz. Bazı doktorlar, ağrıları dindirmek için cerrahi düzeltme ameliyatını önermektedirler. Ancak bu ameliyatların nasıl bir sonuç vereceği bilinmediği için tavsiye edilmemektedir.

Rahmin ters durması gebeliğe engel teşkil eder mi?

Eğer, rahmin ters durmasının altında yatan bir başka sebep yoksa (endometriozis gibi) rahmin ters durması gebeliğe engel teşkil edebilecek bir durum değildir. Rahmin ters durması her zaman kısırlığa yol açmamaktadır.

Ters rahimle hamilelik mümkün mü?

Rahim dönmesi sorunu yaşayan kadınlar, gebe kalabilirler. Çünkü gebeliğin ilerlemesiyle birlikte rahim de büyüyeceği için uterus hamilelikteki normal pozisyonunu alır. Böylelikle bebek vajinal yolla veya sezaryen ameliyat ile dünyaya sorunsuzca getirilebilir. Yani gebelik öncesinde rahmin ters durması, normal doğum için herhangi bir risk teşkil etmez.

Doğumdan ardından ise, rahim küçülmeye başlar. Geçen lohusalık döneminden sonra da rahim yine eski haline gelerek retrovert halde kalır.

Üçüz gebeliklerde doğum nasıl olur

ÜÇÜZ GEBELİK

ÜÇÜZ HAMİLELİK
İkiz gebeliklerin yaklaşık 80 – 100 gebelikte bir görülmesine karşın üçüz gebelikler çok daha nadirdir. Ancak son on -yirmi yılda tüp bebek tedavilerinin yaygınlaşması ile ikiz ve üçüz gebelik oranları artmıştır. Üçüz (triplet) gebelik ortalama 6000 – 8000 gebelikte bir görülür.

Üçüz gebelikler çoğunlukla farklı 3 yumurtadan meydana gelirler, özellikle tüp bebek (IVF) tedavisinde birden fazla yumurta transferi sonucu oluşan gebelikler böyledir. Spontan (kendiliğinden) oluşan üçüz gebelikler de çoğunlukla farklı yumurtalardan gelişirler ancak tek yumurtanın bölünmesi sonucu oluşması da mümkündür (tek yumurta ikizlerinde olduğu gibi).

Gebeliğin başlangıcında ultrasonografide üçüz olarak izlenmesine rağmen daha sonra gebelik keselerinden bazılarının yok olması sonucunda ikiz gebeliğe hatta tekiz gebeliğe dönüşüm olabilir. Özellikle hamileliğin ilk iki ayın içerisinde bu şekilde gebelik keselerinden biri veya ikisi kendiliğinden kaybolabilir.

Üçüz gebelikler ikiz gebeliklere göre hamilelik komplikasyonları açısından daha yüksek risk taşırlar. Erken doğum (preterm eylem), diabet, anemi, amnion sıvısı anormallikleri, yüksek tansiyon, preeklampsi, eklampsi (gebelik zehirlenmesi), servikal yetmezlik, doğumda aşırı kanama, plasenta previa, dekolman plasenta, sezaryen gereksinimi gibi riskler üçüz gebeliklerde ikiz gebeliklere göre daha yüksek saptanmıştır.

Üçüz gebeliklerde doğum nasıl olur?
Özellikle en önceki bebeğin düz geldiği (baş ile geldiği) durumlarda normal doğum mümkün olsa da üçüz gebeliklerin bir çoğu sezaryen gerektirmektedir. Tekil gebelikler gibi hamilelik süresi 40 haftayı bulmaz, çoğunlukla en fazla 32-34 hafta civarında doğum gerçekleşir.